Tanıdan sonra nereden başlamalı?
Öneri 1: Duygularınıza zaman tanıyın
Tanı haberi pek çok ailede şaşkınlık, üzüntü, öfke, suçluluk ve kaygıyı bir arada uyandırır. Bazı aileler ise uzun süren belirsizliğin sonunda yaşadıklarına bir ad bulabildikleri için rahatlar. Bu duyguların hepsi doğaldır; belirli bir sırayla yaşanmaz ve zaman zaman yeniden gündeme gelebilir.
Kabul, bir günde verilen bir karar değil, zamanla olgunlaşan bir süreçtir. Pek çok ebeveyn “Nerede hata yaptım?” diye sorar; oysa bu soru çoğu zaman yanıtı olmayan ve yalnızca sizi yoran bir sorudur. Duygularınızı eşinizle, güvendiğiniz bir yakınınızla ya da bir psikologla konuşmak yükü hafifletir.
Öneri 2: Bilgiyi doğru kaynaktan alın
Tanıdan sonra internette saatler geçirmek çok anlaşılır bir tepkidir. Ama karşınıza çıkan bilgilerin bir kısmı eski, bir kısmı yanlış, bir kısmı da sizin değil başka bir çocuğun durumuna aittir. Çocuğunuzla ilgili en güvenilir bilgi, onu değerlendiren hekimden, Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nden (RAM) ve onunla çalışan uzmanlardan gelir. Yeni bir yöntemle karşılaştığınızda şu soruları sorun:
- Kim söylüyor? Bilgi, alanında eğitim almış bir uzmandan mı, yoksa bir ürün ya da hizmet satan birinden mi geliyor?
- Neye dayanıyor? Bilimsel araştırmalarla desteklenmiş mi, yoksa yalnızca kişisel deneyimlere mi dayanıyor?
- Ne vaat ediyor? Kısa sürede büyük değişim vaat eden yöntemlere karşı temkinli olun.
- Çocuğuma uygun mu? Çocuğunuzu tanıyan uzmana danışmadan yeni bir yöntem, ilaç ya da diyet başlatmayın.
Çocuğunuzu bir bütün olarak görmek neden önemli?
Öneri 3: Tanıyı değil, çocuğunuzu görün
Tanı, çocuğunuzun bazı ihtiyaçlarını anlatır; onun kim olduğunu anlatmaz. Neye güldüğü, hangi şarkıyı sevdiği, neyi merak ettiği ve neyi iyi yaptığı da en az ihtiyaçları kadar önemlidir. Güçlü yanlardan yola çıkan bir destek, çocuğun öğrenme isteğini de besler.
İpucu
Bir güçlü yanlar listesi hazırlayın
Bir kâğıda çocuğunuzun sevdiği şeyleri, iyi yaptığı işleri ve onu sakinleştiren durumları yazın. Bu liste, yeni bir öğretmenle ya da uzmanla tanışırken çocuğunuzu en doğru anlatan belgelerden biri olur.
Öneri 4: Günlük yaşamı öngörülebilir kılın
Pek çok çocuk, ne olacağını bildiğinde kendini daha güvende hisseder. Özellikle iletişimde zorlanan çocuklar için belirsizlik yorucu ve kaygı verici olabilir. Kalkma, yemek, oyun ve uyku saatlerinin büyük ölçüde aynı kalması günün iskeletini oluşturur.
- Günün akışını resimlerle gösteren bir görsel program hazırlayın ve çocuğunuzun görebileceği bir yere asın.
- Bir etkinlikten diğerine geçmeden önce haber verin: “Bu oyundan sonra banyo zamanı.”
- Yeni bir yere gitmeden önce oranın fotoğraflarını gösterin ya da orada neler olacağını kısaca anlatın.
- Kuralları az, açık ve tutarlı tutun; evdeki yetişkinler aynı kuralı aynı biçimde uygulasın.
Evde öğrenmeyi günlük yaşama nasıl yayabilirsiniz?
Öneri 5: Öğrenmeyi günün içine yerleştirin
Çocuğunuzun öğrenmesi, eğitim saatinin bitmesiyle durmaz. Merkezde ya da okulda çalışılan beceriler, evde gerçek bir amaçla kullanıldığında kalıcı hâle gelir. Bunun için ayrı bir ders saati açmanız gerekmez; günlük işler zaten öğrenme fırsatlarıyla doludur.
Sofra kurmak
Tabakları saymak, çatalla kaşığı eşleştirmek ve “Ekmeği uzatır mısın?” demek; sayma, sınıflama ve iletişim aynı anda çalışılır.
Giyinmek
Çorabı birlikte giyin, son çekişi çocuğunuz yapsın. Bir işin son adımını ona bırakmak, “Ben yaptım” duygusunu büyütür.
Mutfak ve market
Listedeki ürünleri rafta bulmak, sebzeleri yıkamak ve kasada selam vermek; dikkat, sabır ve sosyal beceri ister.
Seçim yapmak
“Mavi tişört mü, sarı mı?” gibi iki seçenekli sorular çocuğa söz hakkı verir ve iletişim isteğini artırır.
Bilgi
Yardımı yavaş yavaş azaltın
Her şeyi çocuğunuz adına yapmak kısa vadede zaman kazandırır, ama bağımsızlık fırsatını azaltır. Yapabildiği kısmı ona bırakın, gerektiği kadar yardım edin ve bu yardımı zamanla azaltın. Sırada hangi becerinin olduğunu eğitmeninizle birlikte belirleyebilirsiniz.
Kardeşler ve siz: Aile dengesi nasıl korunur?
Öneri 6: Kardeşleri sürece katın, yükü onlara bırakmayın
Özel gereksinimli çocuğa ayrılan zaman arttıkça kardeşler kendilerini geri planda hissedebilir. Bazen kıskançlık, bazen utanç, bazen de yaşlarından büyük bir sorumluluk duygusu taşırlar. Bu duyguları yargılamadan dinlemek, onlara da yer olduğunu gösterir.
- Kardeşlere, özel gereksinimli kardeşlerinin durumunu yaşlarına uygun ve dürüst bir dille anlatın; sorularına açık olun.
- Her çocuğunuzla, kısa da olsa yalnızca onunla geçirdiğiniz düzenli bir zaman ayırın.
- Kardeşten yardım isteyebilirsiniz, ama ebeveyn sorumluluğunu ona yüklemeyin.
- Kardeşlerin kendi başarılarını ve dertlerini de aynı ilgiyle karşılayın.
Öneri 7: Kendinize de bakın
Yorgun, uykusuz ve yalnız kalmış bir ebeveynin sabrı daha çabuk tükenir; bu çok insani bir durumdur. Kendinize ayırdığınız zaman bir lüks değil, çocuğunuza uzun yıllar eşlik edebilmenin koşuludur. Görevleri eşinizle ve yakınlarınızla paylaşın, yardım teklif edildiğinde kabul etmeyi deneyin.
İpucu
Destek ağınızı büyütün
Benzer yoldan geçen ailelerle tanışmak yalnız olmadığınızı hatırlatır ve pratik çözümler öğrenmenizi sağlar. Kaygı, mutsuzluk ya da tükenmişlik duygusu uzun sürüyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak güçsüzlük değil, kendinize gösterdiğiniz özendir.
Okul ve merkezle nasıl iş birliği yapabilirsiniz?
Öneri 8: Okul ve merkezle aynı dili konuşun
Çocuğunuz evde, okulda ve merkezde aynı hedefler doğrultusunda desteklendiğinde öğrendiklerini bir ortamdan diğerine taşıması kolaylaşır. Bu bağı kuran kişi çoğu zaman sizsiniz: Evde gözlediklerinizi eğitmenlere, onların önerilerini de evdeki rutine taşırsınız.
Bir dosya açın
Raporları, değerlendirme sonuçlarını, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı'nı (BEP) ve okuldan gelen yazıları tarih sırasıyla tek bir dosyada toplayın.
Gözlemlerinizi not edin
Evde neyin işe yaradığını, neyin zorladığını kısa notlarla yazın; görüşmelerde bu notlardan yararlanın.
Görüşmelere katılın
Okuldaki BEP toplantılarına ve merkezdeki aile görüşmelerine katılın; sorularınızı önceden bir kâğıda yazın.
Hedefleri eve taşıyın
Her görüşmeden, evde uygulayabileceğiniz bir iki somut öneriyle ayrılmaya çalışın.
Öneri 9: Haklarınızı ve süreçleri öğrenin
Sağlık raporu, RAM değerlendirmesi ve destek eğitim gibi adımlar ilk bakışta karmaşık görünebilir. Bu adımların sırasını ve kimin ne yaptığını bilmek, sizi gereksiz bekleyişlerden korur. Eğitime başlama sürecini Nasıl başlarım sayfamızda, diğer haklar için başvurulacak kurumları da özel gereksinimli bireylerin hakları yazımızda bulabilirsiniz.
Umut ile gerçekçilik nasıl bir arada durur?
Öneri 10: Umudu küçük adımlarla besleyin
Her çocuk kendi hızında gelişir. Bir çocuğun yıllar içinde neler başaracağını bugünden kesin olarak söylemek kimse için mümkün değildir; bu belirsizlik zor olsa da kapıları açık tutar. Gerçekçi olmak, beklentiyi düşürmek değil, hedefleri ulaşılabilir adımlara bölmektir.
- Çocuğunuzu başka çocuklarla değil, kendisinin dünkü hâliyle karşılaştırın.
- Küçük ilerlemeleri fark edin ve kutlayın: ilk kez bir işaretle istekte bulunmak, bir yönergeyi tek başına yerine getirmek gibi.
- Hedefleri eğitmenlerinizle birlikte belirleyin ve dönemsel değerlendirmelerde birlikte gözden geçirin.
- Abartılı vaatlere değil, düzenli ve bilimsel temelli desteğe güvenin; gelişim çoğu zaman sessizce ve adım adım ilerler.
“Erken destek önemlidir; ama çocuğunuz için adım atmakta hiçbir zaman geç değildir.”
Karaman'daki merkezimizde düzenli aile görüşmeleriyle çocuğunuzun gelişimini sizinle birlikte izliyoruz. Aklınızdaki sorular için ücretsiz ön görüşmeye bize ulaşabilirsiniz.
